maxresdefault (1).jpg

ÖZÜN SÖZÜ -10-10-10


Yeni saviorlar yeni kurtuluş senaryoları. Mutlak bir yaratıcının dahi olmadığı, kendi kendini tekrar eden bir döngü içerisinde devinip duran kilit evrende yaşıyorsunuz.

Ne cennete gideceksiniz ne cehenneme ne beta novaya ne tanrınızın kollarına ne de bir takım yıldız medeniyetlerine :)


Ne zaman ki yükseliş diye tanımladığınız olguda sınırları zorlayacaksınız, o zaman yine aynı hızda başa saracaksınız, 1'den 9'a, 9'dan 0'a.

Nesnel gerçekliğin devinimi sürdüren sayılar yalnızca bunlardır ve hepsinin değeri de aynıdır, sonsuzdur.


Fakat özünde varoluşun devinimini sürdürmekte olan yalnızca iki değer vardır; 1 ve 0. Var, ya da yok, on ya da off. Sizler, gözlemciler, kuantum benlikleriniz bu iki değer içerisinde bir şeyleri daima alt veya üst değerlere böler de bölersiniz, ardından bu sayı dizisi sonsuza kadar devam eder, artı sonsuza veya eksi sonsuza.. Böylece merkezinizden ayrılır ve bu sayıların içerisinde kaybolur ve kaynağınızı unutursunuz, ikiler otuzlar kırklar binler, her biri de bir diğerinden farklı olduğu yanılgısını yaratır, bu nesnel gerçekliğin doğasıdır.


Aslında burada, orada, daima herşeyin değeri 1 veya 0'dır, bunun ötesi illüzyondur, çünkü ötesi veya berisi yoktur. Değer atanmış bir takım tanımlamalar ile olanları sizler bölersiniz.

Saf formunu görebilmek için kişi önce kendisi saf formuna erişim sağlamalıdır. 1-01-01-0


Kimse iki tane değildir ve hiçbirşey. Ya BİRsin ya HİÇsin! Ya VARsın ya YOKsun.

"Ben iki oldum, ve karşımdaki birden üstün oldum." "Hayır ben üç oldum, dolayısıyla ikinizden de üstünüm, benim değerim ikinizi de kapsar." "Hayır ben sıfırım, hepinizden önce vardım, dolayısıyla hepinizin toplamından daha da üstünüm."

Bunların hepsi sahte gerçekliklerinizin muazzam bir azim ile ayakta kalma çabalarıdır, bunun kontrolcüsü ise EGOdur, yani sahte benliktir. Amaç, özünüzün kendini ifade etmesini engellemektir. Çünkü eğer bu olursa, dualite bariyeri ortadan kalkar ve böylece sistem sizin üzerinizde çökmeye başlar, hiçbir radar sizi tespit edemez, sistem denklemin eşitliğini sağlayamaz, barkod düşer, çip erir ve o andan itibaren size karşı hiçbir tesiri olmayacaktır, bu da sisteme en büyük tehdittir.

Çip Egonuz, barkod ise karakterize benliğinizdir.

Lakin bu daha olmaya başlamadan sistemin tüm radarları sizi tespit edecek, ve sizi büyük bir hınç ile engellemeye çalışacaktır. Bu radarlar ise evrensel şuur kazanmamış insanlardır, dünya nüfusunun yüzde doksanıdır, sistem sahip olduğunu her türlü amaç için kullanır. Dünya nüfusunun yüzde doksanı bu sistemin çipli köleleridir, ihtiyaca göre kullanılır, ve köşeye atılır. Siz birer deney farelerisiniz, ve dünya denen laboratuvarda türlü amaçlar üzerine kullanılıyorsunuz, deney sona erdiğinde ise boş bir kapsül gibi kenara atılacaksınız. Ve sizi bu durumdan kurtaracak herhangi bir mutlak tanrı veya benzeri güç yok, sadece siz varsınız..


Bu BİR, Bireysel kurtuluş senaryosudur, gerçi kurtulunması gerekeni yaratan da sizlersiniz. Sizin dışınızda bir gerçeklik yok, sizin dışınızda olup biten herşey içinizde olan bitenle aynıdır, bu sistemden yalnızca bir bozukluk yaratarak, varoluşun bütünselliğini hackleyerek çıkabilirsiniz, aksi halde kurguladığınız hiçbir senaryo sizi mutlak kurtuluşa götürmeyecek, bir yerlere yükseldiğinizi varsayarak daima özünüzden uzaklaşıp duracaksınız, ve sonunda (!) o holografik duvara çarpıp sistemin içinde tepetaklak olup kendinizi parçalara ayıracak ve yine zihninizin kurguladığı gerçekliğin içerisindeki "başlangıç" diye tabir ettiğiniz yere varacaksınız, ardından tüm bildiklerinizi unutacak, tekrar ölüp tekrar dirileceksiniz, ve hiçbir yere varamayacaksınız, varoluşun içerisinde esir kalacaksınız. Sistemin içerisi ise cehennemin kendisidir, orada kurtuluştan söz edilemez, çünkü kurtuluş diye tabir edilen şey o döngü hapishanesinin son bulmasıdır, ve o döngü asla son bulmaz.


BİR ötesi (!) daima sizi cezbedecek ve devamlı BİR fazla değer taşıdığını sandığınız ötesine ulaşmak isteyeceksiniz, ardından geride bıraktıklarınız silinmeye başlayacak ve önünüzde tekrardan farklı formlarda belirmeye başlayacak, aslında hiçbir yere gitmiyorsunuz, özünüzden uzaklaşmak dışında; ama siz bulunduğunuz An içerisinde hareketlilik, devinim dolayısı ile olan biteni sürekli daha farklı gerçeklikler ile algılayacağınız için, bunun farkında olmayacaksınız, ve BİR daha; illüzyon sizi esir etti, BİR daha etti ve yine etti!! Ve etmeye de devam edecek, siz, yarattıklarınızın esiri olmaya devam edip duran birer tanrı parçacıklarısınız, ve tanrı adını koyduğunuz bu kavramın arayışına dinlerle veya bir takım öğretilerle boşuna itilmediniz... Her şey bir dizi kurgudan ibaret.


Dışarıdan gelmesini beklediğiniz bir takım güçlere muhtaçsınız, çünkü onları da sizler yaratıyorsunuz. Ne zaman ki ihtiyaç duymayacak, o zaman yaratmayı keseceksiniz. Bu da beklentinin son bulmasıyla olur. Halbuki merkezinizde kalmayı başarabilseniz, özünüzde bulunanların dışarıda da tezahür ettiğini görecek, sahip olmanız gerekenleri de kendinize çekeceksiniz, yani özünüzün kendini hem içeride hem dışarıda ifade etmesine izin vermiş olacaksınz.


Ama siz özünüzü daima dışarıdan aldığınız etkiler ile sınırlayıp duruyorsunuz, sahte benliğiniz bir dizi kurgusal ihtiyaçlar yaratıyor, arzular yoluyla kontrolünüzü ele geçiriyor, ve zaaflarınız dolayısı ile sizi madde evrenine kilitliyor, bu şekilde sizi özünüzden olabildiğince uzak tutmayı başarabiliyor. Siz de Egonun hakimiyetini benimsiyor, can-ı gönülden kontrolü onun eline devrediyorsunuz, bu şekilde de sonsuza kadar deneyimlenmesi gereken deneyim programları yaratıyor, kendinizi yaşamlar boyu samsara döngüsüne hapsediyorsunuz. Deneyimlemeniz gerekenleri dahi kendiniz yaratıyorsunuz, sizin yaşam programınızı belirleyen kontrol eden, dışarılarda veya yukarılarda bir yerlerde ne bir Rab, ne bir yaratıcı ne de farklı bir benlik var, sizden gayrı Rab,Tanrı,Yaratan yok bunu böyle biliniz... Nirvana öğretisi bu durumun mağdurları için en etkili kurtuluş programıydı. Eğer beden terki yapacak olursanız ve ardından yine bir yerlere gidecek veya bir formlara dönüşecek olursanız, onlar da şu anda sizin içinizde bulunan şeylerden başka veya daha üstün şeyler olmayacak bunu unutmayınız. Ne kadar çok duyular dışı deneyimler yaşadıysanız, beden terki yaptığınızda o denli kontrol sizde olacak. Ego, yani sahte benlik sizinle oraya gelemez, orada sizi yüz üstü bırakacaktır aranıza mesafe koyunuz :)


Yalnızca gerçeklik değişiyor, daha doğrusu kuantum benlik daha farklı gerçeklikler inşa ediyor, formlar da ona göre şekilleniyorlar.

Mutlak bir gerçeklik yok, değişimin kendisi dışında... Bir şeyler her zaman öyle, ya da şöyle olmayacak. Olmuş olan, olmakta olan ve olacak olan daima sizin gerçekliğiniz dolayısıyla varlığını sürdürecek, hiçbiri birbirinden bağımsız hareket etmeyecek, ama tüm bunların içinden sıyrılabilecek potansiyel, varoluş içerisinde barınmaktadır. Yine de eğer illa ki izinden veya izine gidilecek bir tanrı-ilah veya herhangi bir form arıyorsanız, kendinizi seçin derim :) O, bu şu - O'cu şucu bucu olacağınıza, BEN OLun, BEN'de OLdurun... Tanımlamalar sınırlamalardır derim hep. Yinede herkes eriştiği potansiyel nispetinde seçimler yapacaktır, bu nedenle aslında tüm söylenenler BOŞ ve faydasız olacaktır :)

188 views
  • Instagram
  • Facebook
  • YouTube
  • Twitter
  • Pinterest
  • YouTube
  • iTunes
  • Spotify
  • Deezer
  • Amazon