maxresdefault (1).jpg

ÖZE SÖĞÜŞ


Özün Sözü, Egonun Çöküşüdür.


Gücünü yitiren benlik erişim sağlayamadığı özüne duyduğu ümitsizliğin verdiği öfke ile, çöküşün dışsal etkilerden kaynaklandığını düşünerek dışarıdan gelen her türlü etkiyi tehdit olarak algılar.

Oysa içsel çöküşün mutlak nedeni yine içsel tepkimelerdir...


Kendi benliği üzerinde hakimiyet kuramayacağını düşünmeye başlayan birey artık hiçbir paha gözetmeksizin bu kontrolü etrafındakiler üzerinde sağlamaya başlayacaktır. O artık özgün değildir, birey değildir.


Böylece ego, yani sahte benlik kontrolü eline almıştır.

İçeride, manevi dünyasında sahip olduğu her şeyin toza dumana karıştığını düşünmeye başlamıştır, böylece erişim sağlayamadığı özünü kendisine aksettirenleri veyahut da hatırlatanları düşman olarak algılamaya başlar, bu hakiki benlik ile sahte benlik arasında geçen ızdıraplı bir savaştır.


Sahte benlik, farklılık ve değişim gözetmez, hoşgörü, anlayış gibi özellikler dışsal kavramlardan arınmış olan özün tepkimeleridir, çünkü o koşul veya beklenti gözetmez, sahip olması gerekene zaten sahiptir, kendine sahiptir.

Ama sahte benliğin (ego) tek gayesi kontroldür, bedenler, kalpler ve zihinler üzerinde.. Bu nedenledir ki yaşam-lar boyu insanın yakasını bırakmaz, içinde bulunduğu bedeni kontrol altına alsa dahi bu mücadeleyi diğerleri üzerinde sürdürecektir.


Dünyanın mutlak çöküşünün nedeni de ego olacaktır.

Ruhsal öğretilerde geçen Hakiki İnsan - Kamil İnsan inisiyasyonundan geçmeyen mutlak huzura asla varamayacaktır, yaşamının doğasını asla kavrayamayacaktır. Bu hakiki inisiyasondur. Ve bu bir hakediştir.


Hakiki İnsan olamayan, sahte benliğin-egonun hizmetkarıdır.

Bu, gümüş kordondan altına tahvil edilmesi hadisesidir. Gerçek simyacılık budur.. Bu hakiki kimya ilmidir..

Bu zemin oluşturulmadan üzerine konulan her bir taş bir süre sonra aşağı çökecektir. Ta ki zemin dönüştürülene kadar..

Değişmez yasa Kendini Bil'dir..


Tabiatın parçası olan İnsan Kendini tanımakla, tabiatı tanıyacaktır.

Kirli su, arınarak değişir, lakin buradaki yanılgı suyun değişmekte olduğu yanılgısıdır. O kirler sonradan eklenen parçacıklardır, burada su ne değişime ne de dönüşüme uğrar, yalnızca özüne döner...


Özünüzü karakterize ettiğiniz benlikler ile maskeliyorsunuz. Egonun ki yalnızca bir yaşam mücadelesidir, fani olan bir şey ölümden ve ölmekten korkar. Ego, yani sahte benlik, yalnızca yok olmaktan korkan bir fanidir.


Ama özünüz, cevherinizdir, ve sonsuzdur, sonsuzluktur.. Hakiki benliğiniz bunun idrakine eğer bir kere varırsa, bir daha bunu unutmayacaktır, bu ise, egonun en korkulu rüyasıdır, sizi bundan alıkoymak için amansız mücadeleyi veren odur. Dinsel öğretilerde geçen şeytan olgusu, özünde egonuzun sembolik bir tasviridir. Ama ne yazık ki yüksek bilince erişim sağlayanlarınız dahi, egonun türlü oyunlarına yenik düşüp bu kadar baside indirgenmiş tasvirleri dahi aşağıladı durdu.


Özün gözü, baktığı herşeyin özünü görür.

Herşeyi gören göz, Odur. Ne kadar uzaktan baktığı önemli olmaksızın, sizi en yakından görebilendir.


O yalnızca özünüze odaklanır, dışınızdaki kabuğunuz, karakterize benliğiniz, egonun maskesi, Onun için şeffaftır.

Özüne erişmiş, saf bilince erişmiş Olan, herşeyi gören göz olur..

Bu yüzdendir ki sahte benliğin-egonun azılı düşmanı özünüz-cevherinizdir ve sahte benliğin kontrolü altında olan kişi için en büyük tehlike özbenliğine erişebilenlerdir.

Ama nihayetinde öz, benlik sahibi değildir.


Olup bitenlerin, verdikleri tepkilerin, aldıkları etkilerin farkında olamayışlarının, ayırt edemeyişlerinin, duvara karşı konuştuğumuzu hissettirmelerinin, daima çatışmaya çekmelerinin mutlak nedeni egonun, yani sahte benliğin kontrolü altında olmalarıdır.

Muhakeme gerektiren hadiselerden tutun da en basit tartışmalara kadar hiçbir şeyin özünü kavrayamayışlarının, daima kendi ve karşısındaki ile çatışmalarının nedeni de budur.


A'yı Z anlamalarının, Z'yi X anlamalarının nedeni budur.

Utanç verici tavırlarını olağanlaştırmalarının, ve en ufak yüz kızarıklığı yaşamamalarının nedeni de budur..


Fani olan hayat mücadelecisi ego, onları erişim sağlayamadıkları, sonsuz özlerinden soyutlamayı ve koparıp ele geçirmeyi başarmıştır, ve onları faniliklerine inandırmayı başarmıştır, bir gün herşey sona erecektir ve bu onlara ümitsizliğin verdiği arsızlığı aşılar. Ego her şeyin kendisi gibi olmasını ister, önce içinde olduğu bedenin, kalbin,zihnin, ve sonra dışarıdaki bedenlerin, kalplerin ve zihinlerin.


Fanidir ve sonsuz olmadığını bilir, böylece mutlak çöküşünü bu tarz etkiler ile biraz daha geciktirmeye çalışarak hayatta kalma mücadelesi veren bir acizden başka bir şey değildir.


Beden çürüyünceye kadar bu mücadeleyi sürdürür. Bir tür parazittir.

Onları mutlak gerçekliğin dışına taşımıştır, ve orada sahte gerçekliği inşa eder.

Değişimin ve dönüşümün dahi bir son olduğunu zanneder, kişi sonsuz özüne, tanrısallığına erişim sağladığında, o kişi üzerindeki hakimiyetine veda edip yok olacağını zanneder, bu, kişinin tüm yaşamında verdiği tepkilere ve şahsi özelliklerine kadar yansır.

Halbuki öyle bir durumda en fazla yapıcı ego haline gelir, gerçi tamamen arınmış birey de o bile kalmaz. Beklenti duymaz.


Kontrolü altına aldığı kişiyi özünü keşfinden alıkoyması yeterli değildir, özüne erişen her birey egonun varlığına tehdittir ve onları savuşturmak için dürtüler yoluyla tepkiler üretir, öz benliğine erişenlerin yalnızlığa şevki de bu yüzdendir.


Fakat bu şekilde yaşamaya alışmış her barkodlu varlık artık bu durumdan insani etkiler yoluyla hiçbir şekilde kurtulamaz, bu parazit beden üzerinde beden inşa eder, gümüş kordonunun da üzerine pas kaplar, ve onu bu pastan arındırmak için dışarıdan yalnızca kazımak faydalı olacaktır bu da o kişiyi bütünüyle çökertir.


Dönüşüm içeriden gerçekleşmelidir bu da o kişinin özgür iradesi ile ilgilidir dolayısıyla dışarıdan bu dönüşümü sağlayamazsınız. Ölmeden önce ölmelidir, bu durumda ölüm kısmen gerçekleşmiştir.


Özünün baskın gelip ışıldayarak o pası içeriden eritmesi gerekir. Bu da özünün ışığını artırıcı etkilerle olur, ama bu amaç ile göndereceğiniz her bir etki onun daha da saldırganlaşmasına ve en sonunda egonun, elindeki herşey ile bir oraya bir buraya kişiyi savurmasına yol açacaktır, dolayısıyla belirli bir süreden sonra onlardan elinizi çekmeli ve kendi başına bırakmalısınız, en sağlıklısı budur, her iki kişi için de.


Bu durumda olmaları da özgür iradelerinin bir sonucu, özgür irade yasası ihlal edilemez...

Yani belirli bir yaşa (süre bazında) gelenlerden ellerinizi çekmelisiniz, şu anda deneyimlemesi gereken budur, bunu değiştiremezsiniz.

Öncelikle kendi dengenizi korumakla yükümlüsünüz, çünkü siz de bütünün içerisinde yer alıyorsunuz. Uğrayacağınız her bir zarar, bütüne uğrayacak zarardır.

10-10-10

181 views
  • Instagram
  • Facebook
  • YouTube
  • Twitter
  • Pinterest
  • YouTube
  • iTunes
  • Spotify
  • Deezer
  • Amazon