maxresdefault (1).jpg

AŞK BİR RÜYALAR SERÜVENİDİR


Aşk bir rüyalar serüvenidir. Sürekli farklı formlarda kendinizi deneyimlediğiniz bitmek bilmez bir maceraların bütünüdür. Sizi tamamlayacak birini arıyorsunuz veya karşınızdaki kişinin sizi tamamlamasını arzuluyor ama bir türlü bu arzunuza kavuşamıyorsunuz, ilişkinin yarısını şehvet ve ihtiraslar, yetişkin oyunları oluşturuyor diğer yarısı da adını aşk olarak kutsadığınız didişmeler ve savaşlar. Siz kendinizi tamamlayacak bir hayat arkadaşı aramıyorsunuz siz kendinizi arıyorsunuz. Bu aşk macerasından o aşk macerasına başkalarında kendinizi bulmaya çalışıyorsunuz, arıyor arıyor didikliyorsunuz ve asla tamamlanamayacak bir arayış ile ömrünüzü harcıyorsunuz ve bundan asla yılmıyorsunuz. Öncelikle başka bir bedende kendinizi bulamazsınız bunu öğrenmeniz gerekiyor, kendi oluşumunuzu tamamlamadan küstahça karşınızdakinin sizi tamamlamasını bekliyorsunuz ve sürekli değişik tonlarla ve yollarla farklı savaşlara giriyorsunuz, birbirinizi yıpratıyorsunuz. Geriye ise hastalıklı bir nesil bırakıyorsunuz, kendinizle birlikte. Sadece şehvete ve cinselliğe dayalı birliktelikleri aşk diye kutsadığınız bir polyanna masalından daha onurlu buluyorum. Duygular daha az ön plana çıkıyor ve böylelikle mutlak denge sağlanmış oluyor, birbirinizi yıpratacak nedenler yaratmıyorsunuz. İnsan doğası kusurludur bunu anlayın artık.


Öncelikle sürekli kendini geliştiren ve değiştiren formlarız, evrim gereği de hep böyle kalacağız önce bunu kabullenin, buna ayak uyduramadığınız için birbirinize hapsolma arzusunun tetiklediği bilinçaltı ile aslında kendinizden kaçtığınız bir serüveni ahmakça bir tavırla kutsuyorsunuz. Siz kendinizi tamamlamadığınız ve kendinize yetemediğiniz sürece bir başkasının sizi tamamlamasını ve size yetmesini bekleyemezsiniz, bu alçaklıktır dostlarım.


Öz fantezilerinizin uyuştuğu biri ile yaşayacağınız birliklelik daha kafi ve pratiktir, ayrıca gelişiminize de en büyük katkısı olacaktır. Aradığınız şeyi orada bulursunuz. Kavgalarınızın didişmelerinizin savaşlarınızın nedenini kendiniz dahi bilmiyorsunuz, bir şey uzun bir süre tekrarladığında alışkanlık haline gelir ve size keyif vermeye başlar. Bu süreden sonra bu savaşları da kutsayıp derin anlamlar yükleyerek yine kendinizi kandırdığınız bu maceraya süratla devam ediyorsunuz. Aslında burada ortada aşk diye bir şeyin olmadığının kanıtını buluyoruz. Aşkın gerçek bir manası yoktur dostlarım, aşk bir rüyadır, ve bu rüyadan bir kez uyandığınızda bir daha asla aynı uykuya dalamayacaksınız. Bu rüyadan uyanmak istemediğiniz için de uyanmanız olası değildir. Vecd halinde olan birine alevli kızaklar dahi keyif verir, İsa çarmıha gerilip yakıldığında büyük bir arzu içerisindeydi, aşkın onuru için aşık olunanı onurlandırdığına inandırıyordu, burada almanız gereken büyük dersler vardır üzerine düşününüz. Onun en büyük aşkı görüp dokunamadığı Yüce Tanrısıydı, ve bu yolun sonunda ateşler içinde yanacağını başından beri biliyordu, buna gönüllüydü çünkü bunu deneyimlemek istiyordu.


Kendini tanrısına, yani mutlak aşkına adayan koyu bir dinci gözünü kırpmadan varlığına kesin inandırıldığı o rüya için kendini ölüme atacaktır.

Ferhatın deldiği o dağ ise insanın bu acizliğinin en büyük delilidir, şimdi ise o dağ bir turizm cenneti haline gelmiştir.

Burada her girişim kendi fantezi dünyanızın kurgularını tatminen bulunacağınız girişimlerdir.


Bilakis İbrahim’in mancınıkla ateşe atılması bununla bir değildir, Tanrısına duyduğu aşk, alevlerin onu yakamamasına neden olmuştu, İbrahim alevlerin içinde yürümüş ve ayağını bastığı her alev sönüp duman olmuştu. Çünkü onun aşkı tanrısına idi, havada ateşe doğru ilerlerken Cebrail ona gelmiş, benden ne dilersen dile diye sormuştur, İbrahim ise benim dileğim Allahadır, sana değil, ateş de onundur, bende onun kölesiyim, nasıl dilerse öyle yapsın diyerek kovmuştur. Alevler onu yakamamış, bir pınar haline gelmiş, ayağını bastığı her alev sönüp çiçeklere dönüşmüştü. Nemrut ise bu manzara karşısında mest olup aynı aşka kendisi de tutulmuş, ve İbrahim’in rabbine konutluk etmek istemiştir.


O aşkın bir esaret olduğunu biliyordu. Fakat O aşkı uğruna bir hiç olmayı değil, aşkını aşmayı arzuluyordu, böylece aşkı onu öldürmemiş, yaşatmıştı, eğer böyle olmasaydı o da aşkı uğruna yitip gidenlerden olacaktı.

Bunların hepsi birer fantezi ürünüdür dostlarım, aşk adını verdiğiniz kavramın size empoze ettiği fantezilerin değil de gerçek öz varlığınızın fantezilerine kulak verdiğiniz takdirde, aşk sizi bir buhrana değil bitmek bilmeyen fantezilerin sizi yeşerttiği, enerjinizi artırdığı, hayatınızı çiçeklendirdiği, daha samimi oyunların sizi gerçek doyuma ulaştırdığı bir serüveni yakalayacaksınız.


Sahte duygularının, egonun fantezileri ile kendini yitirenler bu rüya serüvenini kabusa çevirenlerdir, fakat şehvet ile ihtiras ile karşınızdakini ve kendinizi hapsetmeyerek yaşadığınız birliktelik bu rüyayı cennete çevirecektir. Bu da size yüzyıllardır empoze edilmiş sahte kanunların ve şartların ve ahlak ilkelerinin aşılmasıyla olacaktır. Tiksinerek ve birazda korkarak baktığınız, yalan diye tabir ettiğiniz bu birliktelik daha samimi ve daha onurludur bunu da aklınızın bir köşesine yazın diyeceğim ama, çok şey beklemiş olacağım bu yüzden tercihi sizlere, daha doğrusu kendiniz zannettiğiniz o sahte benliklere bırakıyorum..

59 views
  • Instagram
  • Facebook
  • YouTube
  • Twitter
  • Pinterest
  • YouTube
  • iTunes
  • Spotify
  • Deezer
  • Amazon