Dünyayı Önemli Ölçüde Etkilemiş Dünyadışı Varlıklar



  • Kurucular: Görünüşleri insansı olmak yerine mavi-beyaz yıldızları andıran, Lyra takımyıldızında (Vega yıldız sistemi) ikamet eden 12. boyut varlıklarıdır. Kurucular, ruhları tekrar 12. yoğunlua evrilerek zeki yaşam formlarını da içeren eksiksiz evrenler yaratmayı öğrenmiş Yaratıcı Tanrıların bir altkümesidir. Şu anda Dünya üzerinde, biri bu yazar olmak üzere 22 tane insan kanalları bulunmaktadır. Bu yazarın daha önceki kitaplarında Kurucular hakkında geniş bilgiler verilmiştir.


  • Lyralılar: Kurucular'ın neslinden gelen bu ırk, Lyra takımyıldızında ikamet eden 10 ila 12. boyut varlıklarıdır. Saydam ve ışık saçan mavi-beyaz bir ışık bedene, badem şekilli gözler ve uzunca bir yüze sahip, uzun ve ince yapılı, insansı 7. boyut varlıkları olarak ortaya çıkmışlar fakat artık insansı-olmayan bir duruma evrilmişlerdir. Yine de sayıları 30 ile 40 arasında değişen bir grup kanalla telepatik iletişime geçerek, Dünya'ya yardımcı olmaya devam etmektedirler. The Prism of Lyra adlı kitapta sanatçı Lyssa Royal'ın yorumladığı bir çizimleri mevcuttur. Hindu tanrısı Krişna (bir 10. boyut varlığı) bu yıldız grubunun kurucu üyelerinden biridir, ancak Krişna'nın ait olduğu alttür, Lyralıların yukarıda anlatılan görünüşlerine pek benzemez. Krişna ve yardımcıları, insanlığa Hindu yazıtlarının birkaç bölümü de dahil olmak üzere bazı yüksek boyut öğretilerini getirmek için birçok kez Dünya'yı ziyaret etmiştir.


  • 1. Tür Pleiadesliler: Beyaz yıldızları andıran ve insansı-olmayan varlıklardır. Titreşimleri 10 ile 12.boyut arasında olan bu varlıklar, Samanyolu galaksisinin bu bölümü için ruhsal karargah görevi gören Alcyone Konseyi üyeleridir. Alcyone yıldız sistemi, Pleiades'in bir parçasıdır ve üçlü bir sistemdir (Alcyone B ve Alcyone C adlı başka iki yıldızı daha vardır). Alcyone A, ana yıldızdır. Görece genç bir yıldız olan Alcyone, milyonlarca yıl önce Lyra sisteminden göç eden yüksek Pleiadeslilere ev sahipliği yapar. Eskiden Büyük Beyaz Kardeşlik adıyla bilinen Alcyone Konseyi, Kurucular ve diğer Yaratıcı Tanrılarla ilişkisi olan yüksek derecede evrimleşmiş Pleiadeslilerden meydana gelir ve Samanyolu galaksisinin bu bölümündeki ruhsal yönetim merkezinin oluşumunu sağlamıştır. Binlerce yıl boyunca Dünya'ya genellikle "eklentiler" veya diğer bir deyişle yüksek ruhsal bilinç katmanları olarak gelen temsilcilerini göndermişlerdir. Bu eklentilik durumu, insanlığa gelişmiş teknolojiler aktarmak üzere ruh anlaşmaları yaptıkları çeşitli insanlarla aynı fiziksel bedeni paylaşmaları anlamına gelir. Bilgi aktarma yöntemleri genel olarak, birçok kıta ve ülkede belirli insanları etkilemek ve bu sayede bir gizem okulu, ışık tapınağı veya spiritüel uygulamaların ortaya çıkmasını sağlamaktır. Günümüzde Büyük Beyaz Kardeşlik'in çeşitli yerlerde ve genellikle farklı isimler altında bazı "locaları" ve tapınakları bulunmaktadır.


  • 2. Tür Pleiadesliler: Beyaz, ışık saçan, insansı 7.Boyut ışık varlıklarıdır. İnsanlığın türemiş olduğu özgün kök ırktır ve günümüzde Dünya gezegenine gözcülük etmektedirler. Lyralılar ile günümüz insanlarının arasında bir görünüşleri vardır. Yaklaşık olarak 100 milyon yıl önce Lyra'dan Pleiades'e göçmüşler ve Pleiades kümesindeki üç farklı yıldıza yerleşmişlerdir. Hemen ardından Dünya gezegeninde koloniler kurmaya başlamışlardır. Mekanik ulaşım araçları olmaksızın uzayda yolculuk edebilmelerine rağmen gökkuşağı renginde, uzayda süzülen, gezegen-benzeri ortamlara sahip muhteşem ana gemileri vardır. Bu gemilerden iki veya üç tanesi genellikle Dünya'nın göksel alemlerine yerleşmiş haldedir. Dünya'nın enerjik şebeke (grid) sistemini istikrarlı hale getirmek için 7.boyuttan Arkturuslularla birlikte çalışan 4. boyut Pleiadeslilerin yaptıkları işleri gözlemlemek üzere düzenli aralıklarla, ana gemiden daha ufak olan "devriye" gemileri gönderirler.


  • 3. Tür Pleiadesliler: 4. boyuttan, uzun boylu, ince yapılı, altın saçlı, mavi gözlü, beyaz tenli, Billy Meier de dahil olmak üzere birçok insanla iletişim kurmuş Nordik tiplerdir. (Not: Dünyadaki tüm Nordik insanlar 4. boyut Pleiadeslilerden türemişlerdir) Nordik Pleiadeslilerin Dünyayı ziyaret amaçları öncelikli olarak, yaşanan değişimler ve nasıl yeni, aydınlanmış bir toplum kurulacağı hakkında insanları eğitmektir. Teknolojik olarak epey gelişmiş olsalar da, ruhsal olarak insanlığın çok ilerisinde değillerdir. Semjase ve P'taah, günümüzde birkaç insanla telepatik olarak iletişime geçmiş olan ve Dünyada görece iyi tanınmış üyelerindendir. Buna ek olarak Pleiadesliler ve yardımcıları birçok kez fiziksel olarak Dünyaya iniş yapmışlar ve seçilmiş birkaç mucide, büyük miktarlarda teknolojik bilgiler içeren elektronik diskler vermişlerdir. Açık nedenlerden dolayı, bu olayların büyük kısmı son zamanlara gelinene dek gizli kalmıştır.


  • 1. Tür Orionlular: Orion Kuşağındaki Mintaka yıldız sisteminde ikamet eden bu insansılar, hafif kırmızımsı tenleri dışında Dünyadaki günümüz insanlarına benzemektedirler. 4 ila 7. boyutta titreşirler ve çoğunlukla iyicil bir organizasyon olan Orion Konseyinin üyeleridir. Bazıları ayrıca daha sonra tartışacağımız Galaktik Konfederasyona da üyedirler. 7. boyut Pleiadesliler, 12.500 yıl önce ilk yapıldığında Mintaka yıldızıyla kusursuz bir şekilde hizalanan Büyük Piramitin inşa edildiği dönemde 7. boyut Orionlularla birlikte çalışmışlardır. Bugünlerde Mintakalılar, karanlık Orionluları aydınlığa çekmeye yardımcı olmaya çalışmaktadırlar. Bu oldukça ürkütücü bir görevdir fakat Dünyadaki felaketlerin önlenmesine katkı sağlayacaktır.


  • 2. Tür Orionlular: Betelgeuse yıldız sisteminde (kuzey yarıküreden bakılınca Orion takımyıldızının sol üstünde, güney yarıküreden bakılınca sağ altında bulunan yıldız) ikamet eden; beyaz tenleri , kareye benzer kafa/yüzleri ve güçlü bedenleri olan bu insansılar rekabetçi tabiatlıdır ve 3 ila 4. boyutta titreşirler. Bir zamanlar Rigellilerle savaşmış olan bu ırk 100.000 yılı aşkın bir süre önce semalarda yaşanan savaşın mültecileridir. Dünyadaki beyaz insan ırkınn en yaygın görülen tipleri, 2. tür Orionluların soyundan gelmektedir. Bu insanları iş ve ticaret dünyasında, özellikle müdür ve CEO'lar arasında sıkça görebilirsiniz. Erkekleri genellikle kaslı ve atletik yapılı bedenlere, köşeli çeneler ve geniş omuzlara sahiptir. Bu tür insanlar epey yırtıcı olsalar da, Rigellilerin soyundan gelen insanlar kadar saldırgan değillerdir.


  • 3. Tür Orionlular: Rigel yıldız sisteminde (kuzey yarıküreden bakıldığında Orion takımyıldızının sağ altında, güney yarıküreden bakıldığında sol üstünde bulunan yıldız) ikamet eden; kızıl tenleri, ksıa ve tıknaz ("Redneck" tabir edilen) yapıda bedenleri, yuvarlark ve genellikle şişkin suratları olan bu insansılar saldırgan ve rekabetçi tabiatlıdır ve 3 ila 4. boyutta titreşirler. 100.000 yılı aşkın bir süre önce Betelgeuselularla savaşmışlardır. Dünyanın dört bir yanında bu türün soyundan gelen insanlara rastlanabilse de Orta ve Güney Abd, Batı Akdeniz ve Batı Avrupa da dahil olmak üzere tüm batı bölgeleri, nüfus yoğunluğu sıralşamasında başı çeker. Bu soydan gelen insanlar aile değerlerine, kökten dinciliğe ve muhafazakar hükümetlere ateşli bir şekilde bağlı olma eğilimi gösterirler. Askeriye içinde ve devletin ihale yüklenicileri arasında bu insanlara sık rastlanır; ayrıca İlluminati içerisinde de yüksek mevkilerden bulunan üyeleri vardır. (Elbette tüm Redneckler bu özellikleri taşımaz. Bu grubun bazı üyeleri barışçıl ve aydınlanmıştır).


  • 4. Tür Orionlular: Açık yeşil ve pullu ciltleri olan, Rigel yıldız sisteminde ikamet eden, 3. ila 4. boyutta titeşen, astral ve fiziksel düzlemlerde mevcudiyet gösteren bu reptilian insansılar kötücül, saldırgan, düşmanca bir tabiata sahiptirler ve Dünya gezegenine egemen olup insanlığı köleleştirme arzusu güderler. Çok gizli askeri güncelerde bu insansılarla karşılaşmaları ayrıntılarıyla anlatan raporlar bulunur. Çeşitli ülkelere ait bazı gizli devlet kurumlarıyla gizli ittifaklar kurmuşlardır fakat Dünyayı fethetme arzularının peşinden giderken sıklıkla kendi anlaşmalarının kurallarını çiğnemektedirler. Bu tür Orionlular, sonraki bölümlerden birinde tartışacağımız "nüfus azaltımı gindemi"nin arkasında bulunan birincil gruplardan biridir. Bunun ardındaki gerekçe, üzerinde daha az sayıda insan yaşıyorken Dünyayı ele geçirmenin daha kolay olacağı düşüncesidir. Neyse ki sayıları görece azdır ("100.000'den daha az) ve Dünyada yaşayan çok sayıdaki insanın özgür iradesini ihlal etmelerini önlemek için faaliyetleri Galaktik Konfederasyon tarafından yakinen takip edilmektedir.


Not: Yukarıda tanımlanan Orion grupları tabiatları gereği son derece eril olsalar da, diğer bazı kanalların raporlarına göre dişil bir Orion ırkı da vardır ve hatta bazı Orion toplumları kraliçe-ve-koloni yapısındadır. Bizim rehberlerimiz bu tür bir ırkın uzak geçmişte var olduğunu ve mitolojilerindeki bazı öğelerin Dünya gezegenine kadar ulaştığını ifade etmektedir. Ancak Dünyanın tarihi boyunca insanlarla önem arz edecek ölçüde iletişim kuramamışlardır. Uzay Yolu adlı bilim-kurgu dizisinde bu fikri yansıtan "Borg" adında kurgusal bir ırk bulunmaktadır. Gerçekte kovan zihniyetine sahip birkaç farklı yıldız sistemi mevcuttur ve bir çoğu androidler, robotlar ve dieğr kısmen mekanize varlıklar oluşturmak için insansıları makinelerle birleştirirler. Bu kitapta değinilecek olan yıldız ırkları arasında bu fikirle en fazla benzerlik gösteren ırk, bölümün devamında yer alan Zeta Reticulillilerdir.


  • 1. Tür Siriuslular: Üçlü Sirius A, B ve C sisteminin ana yıldızı olan Sirius A yıldızının ç gezegenlerinden birinde ikamet eden bu ırk Yüksek Sirius Konseyi üyeleridir. 6 ila 8. boyutta titreşen ve İsis'in yanı sıra diğer birkaç üstruh tarafından yönetilen bu iyicil, sevecen varlıklar insanlığın 4. ila 5. boyuta geçiş sürecine yardımcı olmaktadırlar. Günümüz insanlarını andıran fakat saydam ışık bedenlerine sahip bu varlıklar, düşmüş 2. Tür Siriusluları aydınlığa geri getirme amacıyla Dünyaya birçok kez temsilciler göndermişlerdir. Tanrıça İsis de dahil olmak üzere bu temsilcilerin bazıları, çeşitli zaman aralıklarında Dünyaya gizem okulları ve ruhsal tapınaklar kurmuşlardır. Antik Mısır tarihinde geçen ve firavunlar tarafından tapınılan Tanrıça İsis, Tüksek Sirius Konseyi üyesi olan İsis'in küçük enkarnasyonlarından biridir.


  • 2. Tür Siriuslular: Üçlü Sirius A, B ve C sisteminin ana yıldızı olan Sirius A'nın dış gezegenlerinden birinde ikamet eden bu ırk "Aslan Kabilesi" olarak bilinir. İyicil ve kötücül bireylerin karışımından oluşurlar (iyicillerin kötücüllere oranı şu anda 60'a 40'tır). Aslana benzeyen (saç yerine gür yeleleri olan beyaz, yuvarlak yüzler) özellikler taşıyan bu insansılar Yunan, Mısır, İsrail vb. kültürlerde ve ayrıca Eski Ahitte geçen antik tanrılardır. 4 ila 7. boyutta titreşen bu varlıkların birçoğu insanlığı kurtarmak adına Mesih görevi görmüşlerdir. Bunlardan en tanınmışı 7. boyutta titreşen fakat Dünya gezegenine indiği anda daha düşük titreşimlere gerileyen Yehovadır. 1. Tür Siriusluların Dünyayla ilgili birincil görevleri, gezegende sorunlara yol açan 2. Tür Siriuslulara müdahale etmek ve onları kurtarmaktır. 2 Tür Siriuslular, suç ortakları olan 3. Tür Siriuslularla birlikte karanlık İlluminatinin üçte birini kontrol eder ve uluslararası bankacılık endüstrisini yoğun bir şekilde yönlendirirler.


  • 3. Tür Siriuslular: Sirius B yıldız sisteminde ikamet eden, beyaz ya da buğday tenli bu insansılar iyicil ve kötücül (çoğunlukla kötücül) varlıkların karışımından oluşur. Güce tapan egoist tabiatlı, sıklıkla İlluminati bankacılık sisteminde rastlanan, 3 ila 4. boyutta titreşen bu varlıklar ya insanlığa egemen olup Dünyayı kendi zevklerine göre bir cennete dönüştürme ya da gezegene egemen olup insanları köleleştirme arzusu güderler. Bu Siriuslular, Sirius/Annunaki ittifakı olarak bilinen 4. Tür Siriuslularla (Annunakiler) bir ittifak içindedirler. Üyelerinin yaklaşık %40'ı daha insancıl bir yöne doğru evrilmişlerdir, fakat çoğunluğu oluşturan (yaklaşık %60) üyelerin görevi hala gezegeni kontrol etmek ve egemenlik altına almaktır. Dünyadaki yayın organlarının büyük çoğunluğu bu varlıkların kontrolündedir ve medyayı birçok ülkede propaganda yapmak için kullanırlar. "Böl ve fethet" felsefesine sahiptirler. Bir grup insanı diğerlerine kırdırmak ve insanları kutuplaşmış, birbirinin gırtlağına yapışmış halde tutabilmek için sürekli savaş ve çatışmaya teşvik etmek konusunda uzmanlardır. Orta Doğuda süregelen uzlaşmazşığın arkasındaki gruplardan biri de bu varlıklardır. Son zamanlarda bu varlıkların batı hükümetlerindeki dalkavukları Irak ve Şam İslam Devleti'ne (IŞİD) silah gödnermekte, bir yandan da aynı grupla göstermelik olarak savaşıp dünyanın gözü önünde barbarlık sergilemektedir. İsrail'deki Mossad örgütünün, ayrıca İsrail hükümeti ile batıdaki birçok grubu kontrol eden "Hazar Mafyası" olarak bilinen terörist organizasyonun ardındaki ana güç de bu gruptur.


(Not: Sümerler ve İbranilerin yanı sıra Hazarlar da günümüz Yahudi milletinin atalarındandır. Halk arasındaki yaygın algının aksine Sami ırkı orijinal Yahudi topluluğun bir parçası değil, tıpkı onlar gibi İran'a yerleşmiş farklı bir Sirius/Orion meleziydi. Günümüzde kendilerine Hazar adı veren topluluk arasında Yahudi-karşıtı bir Sami topluluktur. Kafa karıştırıcı geldiyse haklısınız, çünkü öyle. Yine de tüm bu gruplar birincil olarak Sirius A ve B yıldız sistemlerinden gelmiştir.)


  • 4. Tür Siriuslular: Sirius C adlı cüce yıldızdan çıkara, Sirius C ile bizim güneşimiz etrafında 3600 yıllık bir yörüngede dönen küçük serseri gezegen Nibiru'ya yerleşmiş bir ırktır. Nibirulular kendi gezegenlerindeyken 5 ila 9. boyutta titreşirler, ancak Dünyayı ziyaret ettiklerinde titreşimleri düşer. Dünya literatüründe "Annunaki" veya "Nefilim" olarak bilinirler. Beyaz ya da buğday tene sahip bu ırk yüksek boyutlardayken iyicildir, ancak düşük boyutlarda genellikle kötücül hale gelirler. Dünyadayken insanlığı köleleştirme ve gezegeni kontrol altına alma arzusu güderler. Annunakiler Dünyaya birkaç kez gelmiş ve en belirgin şekilde Sümer kültüründe kayıt altına alınmışlardır. Ayrıca Eski Mısır tarihinin iki döneminde de ortaya çıkmışlar, bazı firavunlarla iletişim kurmuşlar, hatta bazı firavunlar ve tanrıların yerini almışlardır. Üyelerinden ikisine Mısır ile Sümer yazıtlarında "Enki" ve "Enlil" adı verilir. Hem 2. hem de 3. Tür Siriuslularla etkileşmişlerdir ve sıklıkla sömürülerini yanlış şekillerde yansıtarak (ya da başarılarını büyük ölçüde abartarak) genel toplumun aklını karıştırmaya çalışmışlardır.


  • 1. Tür Dracolar: Alfa Draconis (Thuban) yıldız sisteminde ikamet eden bu ırk Yüksek Draco Konseyine üyedir. Uzun ve ince yapılı, yılansı özellikler taşıyan, açık renkli tenlere ve saydam bedenlere sahip bu iyicil insansılar 4 ila 8. boyut arasında titreşirler ve diğer Draco ıkrlarını aydınlığa getirmeye çabalarlar. Draco yıldız sistemi, üyeleri ejderhaya benzediği için değil, yalnızca takımyıldızın ejderha formuna benzetilmesi sonucu bu ismi almıştır. Aslında yaklaşık 75 ila 90 milyon yıl önce kısa süreliğine Dünyayı arşınlamış iki ejderha türü vardı. Bunlardan biri, bir Draco türüyle Zeta Reticuli ırkının meleziydi (görünüşleri daha çok kertenkelemsi veya yılansıydı), diğeri ise Pleiadesliler ve Lyralılar tarafından melezlenmiş bir dinozor çağı yaratığıydı. Dünya tarihindeki hiçbir biyolojik yaratık ateş üflememiştir, ancak gerçekten de ateş püskürebilen bir ejderhaya benzemesi için tasarlanan bir makine (bir lazer silahı) olmuştur. Yaklaşık 150.000 yıl önce (ve onun öncesinde yaklaşık 900.000 yıl önce) Dünyaya gelen Draco melezleri, Dünyanın yerçekimi ve kimyasal yapısına dayanamayıp yalnızca birkaç bin yıl içinde yok olmuştur. Halk arasında bilinen ejderhalara benzemeseler de, ejderhalar hakkındaki birçok peri masalının çıkış noktası bu varlıklardır. Bu bilgiyi yalnızca mitlerin ne kadar çeşitli kaynaklardan gelebileceğini göstermek için ekliyoruz. 1. Tür Dracoların yılansı özelliklerinin arasında esnek bir omurga, kısmen dikdörtgenimsi bir surat, uzun ince kol ve bacaklar yer alır. 1. Tür Dracolar kendilerini çeşitli duruşlara sokabilir ve yalnızca en gelişmiş varlıklara ahs bir teknik olan biçim değiştirme yeteneğini taklit edebilirler. Kanallık yoluyla alınmış bazı mesajlarda bahsedilen "biçim değiştirme yetisine sahip reptilian (sürüngenimsi) varlıklar" aslında insanlara musallat olan karanlık Orionlulardır. Durugörü yeteneğine sahip biri, karanlık bir Orionlu tarafından musallat olunmuş insanları kertenkelemsi bir biçimde görebilir. Çoğu zaman, musallat olunmuş bu tür insanlar hiçbir şüphe uyandırmaksızın olağan, halka açık ortamlarda bulunabilirler.


  • 2. Tür Dracolar: "Kuş Kabilesi" olarak bilinen bu insansıların bir anlamda yılansı, aynı zamanda da kuşa benzer yüzleri vardır. İyicil ve kötücül varlıkların bir karışımından oluşup 3 ila 7. boyutta titreşirler. Bunlar farklı bir gezegende (1. Tür Dracolarınkiyle aynı yıldızda, fakat yıldıza uzak konumdaki bir gezegende) ortaya çıkmış Dracolardır. uzun ve kemerli bir burun ve yuvalarından fırlıyormuş gibi görünen gözyuvarları yüzünden, yılanı andıran insansı görünüşleri bir kelaynak kuşuna benzetilebilir. Dünyada onların soyundan gelen bireyler kuş kafalı olarak resmedilmişlerdir. Buna rağmen Antik Mısır Tanrısı Thoth bir Draco değil, Pleiadeslidir ve sıradan bir insan kafasına sahiptir. 2. Tür Dracolar, 3. Tür Dracolar tarafından bozulmuş ve insan toplumundaki görece daha uysal bireyler üzerinde egemenlik ve güç sağlamak üzere kullanılmışlardır.


  • 3. Tür Dracolar: Sürüngene benzeyen bu insansı varlıklar düşmanca, kötücül, saldırgan varlıklardır ve Dünyayı kontrol edip insanları köleleştirme amacı güderler. Dünyanın yerçekimi, elektromanyetik alanı ve atmosferiyle yaşadıkları uyumsuzluk nedeniyle genelde astral düzlemlerde bulunurlar. 3 Tür Dracolar Thuban (Alfa Draconis) yıldız sisteminde iskan edinilmiş ikinci gezegenden sürülmüşler ve hapis cezası olarak Dünyaya gönderilmişlerdir. Rigelliler de dahil olmak üzere çeşitli diğer yıldız ırklarıyla ittifaklar kurmuş, bu sayede astral düzlemlere nasıl erişeceklerini ve bu alemlerde nasıl işlev göstereceklerini öğrenmişlerdir. Düşük titreşimli insan ruhlarının ölüm esnasında bedenden ayrılırken rotadan saparak Dracolar tarafından kontrol edilen astral düzlemlere getirildikleri ve sonunda yükselip astral düzlemden çıkarmaya yetecek kadar farkındalık geliştirene veya ruh ailelerinden yardım alana kadar orada kalıp reenkarne olamadıkları bir program yürütürler. 3. Tür Dracolar genelde zihin kontrolü ve psikolojik sorgulama konusunda uzmandırlar ve askeri işkence kampları veya sapkın cinsel uygulamalardan müthiş zevk alırlar. Kölelik ve disipline etme uygulamalarının yanı sıra sadizm ve mazoşizme büyük ilgi duyarlar. Dracolar, İlluminati üyeleri arasındaki şeytani ritüellerin esin kaynağıdır. Dünyada onların soyundan gelen insanları tanımak güçtür. Bu bireyler minyon yapılılardan orta boylulara, beyaz tenden gri benizlilere, uzun ve çarpık yüzlülere kadar çeşitlilik gösterebilirler; yüksek oranda diğer türlerle karışıp melezleştikleri için de Pleiadesliler veya Siriuslulara benzeyebilirler.


Not: 3. Tür Dracoların küçük bir bölümü, 3. Tür Orionlularla bir ittifak içerisindedir (bu iki türün de görünüşleri sürüngenimsidir). Bu ittifak, insan yiyen reptilian varlıklar hakkındaki söylencelerin kaynağıdır. Bu ittifakın üyelerinden çok azı yamyamlığa ilgi duysa da birçoğu kurban törenlerinin bir parçası olarak insan kanı içmektedir. Bu varlıklar Dünyanın atmosferi ve yer çekimine uyum sağlayamama sorunları, ayrıca fazla saldırgan hale geldiklerinde Galaktik Konfederasyonun yaptığı müdahaleler nedeniyle insanları gıda olarak avlayacak bir pozisyonda değillerdir. Daha önce de söylediğimiz gibi, insan yiyen varlıklara ilişkin söylencelerin çok az bir doğruluk payı vardır ve bu konu fazlasıyla abartılmış haldedir.


  • Arkturuslular: 9. boyutta titreşen ve galaksinin birçok bölgesini denetleyen bu büyük, meleksi, beyaz ve saydam varlıklar son derece bilge ve sevecendir. Bir "Toplu Ruh Bileşeni'nin parçasıdırlar. Bu varlıklar Yüksek Arkturus Konseyi'ni temsil ederler. Bu isim yalnızca kolaylık sağlaması için kullanılır; yoksa yüksek Arkturus Konseyi üyeleri kendilerine bu tür bir tutumla yaklaşmazlar. Arkturusluların tümü %100 sevecen ve iyicildir.


  • Arkturuslular: 7. boyuttaki bu varlıklar oldukça uzun boylu, mavi tenli, saydam ışık varlıklarıdır. İnsanlığın hizmetindeki bu toplum tamamen iyicildir ve Dünyanın şebeke sistemini dengelemek için çalışırlar. Bu grup da "Toplu Ruh Bileşeni'nin bir parçasıdır ve ekin çemberleri ile diğer iletişim araçları onların sorumluluğundadır. Dünya çapında iletişim kurdukları kanalların sayısı 100'ün üzerindedir. Gizem okullarını ve zaman-mekanda bulunan, ruhların daha yukarı veya aşağı boyutlara ulaşmalarını sağlayan ve orta-noktalar adı verilen yerleri (bu yerler büyük su kütlelerini birbirine bağlayan geçiş havuzları kavramına benzer) yürütürler. insanlar Arkturus gizem okullarına rüya halindeyken, meditasyon halindeyken veya yaşamlar arasındaki boşluktayken erişir.


  • Arkturuslular: 5. boyutta titreşen kısa boylu, mavi tenli bu insansılar, Dünya insanlarının hizmetindedir ve 7. boyut Arkturuslulara yardımcı olur. Daha fiziksel oldukları için genellikle uzay araçlarıyla yolculuk yapar ve kırmızı-dev yıldız Arkturus'un beşinci gezegeninde yaşarlar. Las Vegas ve diğer şehirlerde gösteriler düzenleyen "Blue Man Group" adlı performans sanatçılarına fazlasıyla benzerler. Dünyadaki portallarından birine "Kırklar Grubu" adı verilir.


  • 1. Tür Zeta Reticulililer: 3 ila 5. boyuttaki bu kısa boylu beyaz insansıların büyük kafaları, büyük ve badem şeklinde gözleri, ince kol ve bacakları vardır. Irklarını kurtarabilmek için insanlardan DNA örneği almak üzere Dünyaya gelen bu varlıklar hem iyicil hem de kötücül bireylerden oluşur. İnsanlardan DNA örneği almak istemelerinin sebebi, duygularını uzun süredir bastırıp reddettikleri için "duygu bedeni" programları da dahil olmak üzere DNA'larındaki bazı bileşenlerin eksik olmasıdır. Bu varlıklar günümüzde görevlerini başarıyla tamamlamış ve birçokları Dünyadan ayrılmıştır. Yine de Dünyada kalmayı sürdüren birkaç bireyleri mevcuttur. Bu bireyler Üçüncü Türden Yakınlaşmalar adlı Steven Spielberg filminde resmedilen insansılardır. Artık DNA'larına insan duygularını da katmayı başardıkları için, eskisinden çok daha şefkatli ve hizmet odaklı bir melez ırk haline gelmişlerdir. DNA örneği almak için başlıca olarak insanları kaçırıp, erkek cinsinden insanların spermlerini Zeta dişilerinin vücutlarına enjekte etme veya Zeta erkeklerinin spermlerini alıp dişi insanların vücutlarına enjekte etme yöntemini kullanmışlardır. 1960'lar ve 70'ler ve 80'lerde kaçırılan yaklaşık bir milyon insanın büyük çoğunluğu geçmiş yaşamlarında Zeta Reticulililerdi ve bu görevi yürütmek için Dünyada enkarne olmayı kabul etmişleri. Ancak birçoğu insan bedenlerinde doğup büyürken bu görevi unuttular. Kaçırılma olaylarının yalnızca ufak bir yüzdesi özgür iradeyi ihlal eder nitelikteydi, çünkü kaçıranların bazıları, insan formlarında enkarne olmuş Zetalar ile bu deneyimi yaşamayı kabul etmemiş olan diğer insanları birbirine karıştırmıştı. Yine de zihin kontrolü ve hipnoz konularındaki kusursuz uzmanlıkları sayesinde, kaçırılan insanlardan yalnızca birkaç bin tanesi bu deneyimi hatırlayabildi. Otlaklarda bulunan ve üzerlerinde diseksiyon ve kan alımı gibi bazı prosedürlerin uygulandığı anlaşılan büyükbaş hayvan cesetlerinden de Zetalar sorumludur, zira araştırma amacıyla birkaç hayvanı da kaçırdıkları bilinmektedir.


  • 2. Tür Zeta Reticulililer: 3 ila 4. boyutta titreşen kısa boylu gri insansılardır. Büyük kafaları, büyük ve badem şeklinde gözleri, ince kol ve bacakları vardır. 1. Tür Zetalara göre özgür irade kavramına çok daha az saygı gösterirler. Bu tür Zetaların farkındalık seviyeleri düşüktür ve bu nedenler insanların esenliğine pek özen göstermezler, dolayısıyla da alternatif medya organlarında kendilerine geniş yer bulmuşlardır. 2. Tür Zetaların bazı üyeleri insanlar tarafından ele geçirilmiştir ve bunlardan biri, üzerinde otopsi işlemi uygulanırken, diğeri ise bir yeraltı tesisinden diğerine nakledilirken video kaydı altına alınmıştır. Gizli hükümet kuruluşlarıyla ittifak kurdukları ve insanlarla kendi ırkları arasında melezleştirme programı uyguladıkları, çok ünlü iki üsleri vardır. Bu üsler "51. Bölge ve Dulce" olarak bilinir. Operasyonlar geçtiğimiz 20 yıl süresinde kademeli olarak 51. Bölge'den California, Tehachapi yakınlarındaki Edwards Air Force üssünün kollarından birine taşımıştır. Dulce üssü hala işler durumdadır, ancak bilgi sızdırılması olayları sebebiyle üssün girişleri ve genel güvenlik usulleri sağlamlaştırılmıştır. Melezleştirme programı şu anda yalnızca deneysel araştırmalar düzeyindedir, çünkü insanlardan DNA alma görevleri büyük oranda sona ermiştir.

Not: 3. Tür Zetalar, Zeta-Draco melezleri olarak yeniden adlandırılmışlar ve "Melezler" bölümünde yer alan başka bir tabloya dahil edilmiştir.


  • 1. Tür Andromedalılar: 7 ila 9. boyuttan bu varlıklar Andromeda Konseyi'ni (Nebadon yıldız sistemi) oluştururlar. Bu konsey, kendi galaksileri ile Samanyolu arasındaki tüm iletişimin gözcülüğünü yapar. 8. boyut ve daha yüksektekiler dışında tüm Andromedalılar, galaksiler arası yolculuk yapmak için yıldızgeçitlerini kullanır. Tamamı iyicil olan bu varlıklardan bazıları insansı formu çoktan aşmıştır; bazıları ise saydam, uzun ve ince bedenler, badem şekilli gözler ve gri-yeşil ciltlere sahiptir. Konsey, 1940 ve 1950'li yıllarda yapılan atomik testler ve nükleer aletlerin geliştirilmesi sonrasında, nükleer felaketlerin yaşanmasını önlemeye yardımcı olma amacıyla düşük katlardan bazı Andromedalıların Dünyaya yolculuk etmesine izin vermiştir.


  • 2. Tür Andromedalılar: Çeşitli yıldız sistemlerinde ikamet eden bu 3 ila 6. boyut varlıkları beyaz ya da kahverengi ciltli, uzun ve ince yapılıdırlar. İyicil ve kötücül varlıkların bir karışımından oluşan bu ırk, nükleer felaketleri önleme amacıyla Dünyaya gelmiş ve bazen de insan DNA'sı araştırmasında Zeta Reticulililere yardımcı olmuşlardır. 1940'lardaki atomik testler ve nükleer araçların Japonya üzerinde kullanılmasından beri bu 2.Tür Andromedalılar, insan ırkına en iyi şekilde yardımcı olabileceğini sezdikleri bireylerle veya hükümet görevlileriyle telepatik ya da psişik araçlarla iletişim kurmaktadır. Deneylere maruz kalan insanların duydukları rahatsızlığı en az seviyeye indirgemek üzere , görevlerini tamamlamaları için Zeta Reticulililere yardımcı olmuşlardır. Ayrıca büyük çaplı bir nükleer felaketi önlemek amacıyla Galaktik Konfederasyon'la da birlikte çalışmışlardır.


  • 3. Tür Andromedalılar: 3 ila 4. boyutta titreşen bu varlıklar çeşitli yıldız sistemlerinde ikamet ederler. Mavi veya yeşil cilt rengine sahip bu insansılar 2. Tür Andromedalılardan daha kısa boyludur. İyicil ve kötücül varlıkları bir karışımından oluşur ve kendi amaçları için Dünyanın doğal kaynaklarını çıkarmayla ilgilenirler. Yine de bazıları daha aydınlanmıştır ve bu aydınlanmış bireyler insanlığa yardımcı olmaktadır. genellikle Zeta Reticılililerle birlikte görülürler. İçindeki bilgilerin birçoğu yanlış olarak kabul edilen Urantia'nın Kitabı da dahil olmak üzere, çeşitli ezoterik kitapların derlenmesinden bu Andromeda grupları sorumludur.


  • Polarisliler: 8 ila 12. boyutta titreşirler. İnsansı formu ötesine evrilmiş olan bu varlıklar, Alcyone Konseyi'ne yardımcı olurlar. Parlak beyaz yıldızlara benzeyen Polarisliler genellikle Dünyanın işlerine karışmazlar, ancak birkaç kez insanlarla telepatik iletişim kurmuşlardır.


  • Antaresliler: Bir kırmızı dev yıldız olan Antares sisteminde ikamet eden kırmızı dev insansılardır. İncil'in Yaratılış bölümünde, genellikle 3 ila 5. boyutta titreşen bu ırkın bahsi geçer. Boyları üç metreden daha fazla olarak ölçülmüştür; bulunan iskeletlerinden birinin neredeyse dört metreden fazla olduğu görülmüştür. iyicil ve kötücüllerin bir karışımından oluşurlar, ancak Dünyanın yerçekimi ve atmosferi konusunda yaşadıkları sıkıntılar nedeniyle Dünya tarihinde pek az sahneye çıkmışlardır. Bazı yazıtlarda bu ırka "Nefilim" adı verilse de, Antaresliler kadar uzun boylu olmayan Annunakilerle aynı ırka mensup değillerdir.


  • Tau Cetililer: 3 ila 5. boyut arası bir insansı ırktır. Uzun boylu, beyaz (bu yüzden genellikle "Uzun Beyazlar" olarak anılırlar) görünümlü bu varlıklar çoğunlukla insanlığı gözlemlemek ve nükleer felaketlerin önüne geçmek üzere Dünyaya gelirler. İnsanlarla birkaç kez telepatik iletişim kurmuşlardır. Bir keresinde Dünyanın askeri güçlerinden biriyle fiziksel iletişim kurmuşlardır ve bu olay son dönemde kamuoyuna yansımıştır. Ancak bu askeri güçlerde hoş göremeyecekleri bir seviyede saldırganlık sezdikten sonra, fiziksel iletişimi sonlandırıp telepatik iletişimin güvenliğine çekilmişlerdir.


  • Alpha Centaurililer: İnsanlıkla çok nadiren doğrudan iletişim kurmuş olan ve iletişim için genellikle telepati yöntemini kullanan, 3 ila 5. boyutta bulunan bir insansı ırktır. 3 boyutlu zaman-mekan meafeleri açısından insanlığın en yakın komşularıdır ve Dünyadan yalnızca 4.5 ışık yılı uzaktadırlar. Birkaç kez insanlara radyo sinyalleri göndermeye çalışmışlar, ancak sinyalleri ya görmezden gelinmiş ya da alıcılar tarafından örtbas edilmiştir. Uzun boylu, oldukça ince yapılı bedenlerinin birçok özelliği körelmiş durumdadır. Fomalhaut ve Boötes takımyıldızlarında da bu ırktan gruplar mevcuttur. buna ek olarak Sagittarius (Yay) takımyıldızında da Dünyanın içişlerini gözlemlemiş ancak insanlarla pek az doğrudan iletişimde bulunmuş Alfa Centaurililer bulunur.


MELEZ IRKLAR


  • 1. Tür Hathorlar: Sagittarius yıldız sisteminden bu varlıklar, bir Pleiadesli ve Sagittariuslu melezidir. Yüzleri tıpkı Eski Mısır kayıtlarında da resmedildiği gibi sığır cinsi hayvanların (ineklerin) yüzlerini andırır. genellikle 5 ila 7. boyutta titreşirler, ancak daha fazla aydınlanmış üyelerinden bazıları 7. boyuttaki Pleiadeslilerle birlikte çalışmıştır. 1. Tür Hathorlar çoğunlukla iyicildir. Bazıları Kurucular'la birlikte çalıştıklarını iddia etmektedir, ancak bu bilgi henüz doğrulanmış değildir. Dünyada telepatik iletişim kurdukları bazı kanallar vardır ve verdikleri mesajlar genellikle moral verici, canlandırıcı ve yararlıdır.


  • 2. Tür Hathorlar: Essassanilere benzer şekilde Pleiadesli ve Zeta Reticulili melezi olan bu ırk 3 ila 5. kattadır ve çoğunlukla iyicildir. Uzun boylu, geniş omuzlu, görece dar gövdelidirler; oldukça vakur ve sessizdirler. Genellikle insanlığı yalnızca gözlemlerler, fakat ara sıra telepatik iletişimde de bulunurlar.


  • Essassani: Lyralı, Pleiadesli ve Zeta Reticulili melezi olan bu ırk Zetaların DNA alma programlarının denetçileridir, çoğunlukla iyicildir ve Yüksek Zeta Reticuli Konseyi'nin bir üyesidir. Uzun ve ince yapıları, büyük kafaları, ince uzun yüzleri, küçük ve dar çeneleri, büyük ve yuvarlak gözleri vardır. Boyları genellikle iki metrenin üzerindedir.


  • 1. Tür Andromedalı-Pleiadesli Melezleri: "Ronalokalar" olarak da bilinirler. Koyu kahverengi veya siyah tenli, kısa boylu, ince yapılı, oldukça enerjik ve kaslı olmaya eğilimli bu 3 ila 4. boyut ırkı, aslen 5 ila 6. boyut varlıklarıdır. Birçok Afrikalı ve diğer koyu renkli insan bu melez ırkın soyundan gelir.


  • 2. Tür Andromedalı-Pleiadesli Melezleri: Asyalılara benzeyen sarı veya kahverengi tenli, çekik gözlü, ince yapılı ve genellikle son derece zihinsel bir ırktır. 3 ila 4. boyuttan olmalarına rağmen aslen 5 ila 6. boyut varlıklarıdır. Çinli, Japon ve diğer Güneydoğu Asyalıların birçoğu bu melez ırkın soyundan gelir. Birçoğu koloni-benzeri DNA yapılarından türemiştir, bu nedenler kovan zihniyetine sahiptirler. Yine de günümüz Asyalıların büyük oranda bireyselleşmişleridir. Bazı doğu toplumlarında bu koloni zihniyetinin özelliklerini hala görebilirsiniz; özellikle de iş ahlakı konusunda. Japon ve Çinliler aşırı derecede üretken olabilirler ve çok kısa bir zaman aralığı içerisinde güçlü, karmaşık toplumlar oluşturabilirler. Mühendisler, bilimciler ve teknisyenlerin büyük çoğunluğu bu melez gruptan çıkar.


  • Pleiadesli-Siriuslu Melezleri: "Aslan Kabilesi" nin bir parçası olan bu ırk, Eski Mısır'ın erken dönemlerinde (İÖ 10.500-7.500) Pleiadesli özgün kök ıkrla melezleşen Sirius A yerli halkının torunlarıdır. bazıları Dünyada kalmış, bazıları ise uzay gemileri aracılığıyla faklı yerlere göçmüşlerdir. Uzun, irikıyım ve fazlaca tüylü bedenleri, aslan yelesine benzeyen saçlarıu, beyaz-sarı renkli yuvarlak yüzleri vardır. eski Ahit'in Yehova da dahil olmak üzere tüm tanrıları, Eski Mısır'ın erken dönemlerinde Pleiadeslilerle melezleşen ve Sirius A sisteminin yedinci yoğunluğundan gelen Siriuslulardır. Günümüzde Aslan Kabilesinin birçok üyesi illuminatinin bir parçasıdır. Büyük şirketlerin logo ve armalarındaki aslan sembolü yalnızca üstünlüğü belirten "Ormanlar Kralı'nı" betimlemez. Bu semboller birçok Mısır friavununu da içeren Aslan kabilesinin egemenliği sırasında türemiştir.


  • Pleiadesli-Draco Melezleri: "Kuş Kabilesi"nin bir parçası olan bu ırk Eski Mısır'ın ilk döneminde yerli Draco halkının Pleiadesli ve Siriuslularla melezleşmesi sonucunda türemiştir. Bu melez ırk Dünyanın yerçekimi ve atmosferine orijinal Draco ırkından daha kolay uyum sağlamıştır. Mağara duvarlarındaki kuş başlı insan çizimleri abartılıdır. Bu ırk insansıydı fakat kelaynak kuşlarına benzeyen burunları ve uzun yüzleri vardı; bu nedenle kuşa benzetilmişlerdi. Yedinci yoğunluktan bir Pleiadesli olan Thoth, asla kuş kafalı olmadı. Thoth'un Dünyada yaşadığı zamanla çizimlerinin yapıldığı zaman arasında birkaç bin yıllık bir dönem vardı. Firavunların dönemi başladığında Thoth çoktan antik bir mit haline gelmişti ve hikayede doğruluk payı olmayan birçok nokta mevcuttu.


  • Pleiadesli-Orionlu Melezleri: Günümüzde Dünya üzerinde yaşayan en yaygın insansı ırktır. Genellikle uzun boylu, ince yapılı ve hafif bir kırmızılık içeren beyaz tenlidirler. kişilikleri saldırgan ve rekabetçidir. Torunları altı kıtaya yayılmış olsa da çoğunlukla Amerika Kıtası ve Batı Avrupada yoğunluk gösterir. Roma imparatorluğu ezici çoğunlukla Orionlular ve Pleiadesli-Orionlu melezlerinden oluşmaktaydı.


  • Lyralı-Pleiadesli Melezleri: Genellikle kahverengi tenli kısa veya orta boylu bu ırkın torunları Hindistan ve Güney Asyada çoğunluk gösterir. Brahman kültürleri ve statüleri Lyra soyunu8n saflığıyla belirlenir (ancak bu soy günümüzde pek de saf değildir). Hindu yazıtlarında Lyralılar mavi, Pleiadesliler ise beyaz-sarı tenlere sahiptir. Bu iki ırkın karışımından kahverengi veya koyu kahverengi tenli bireyler türemiştir.


  • Siriuslu-Orionlu Melezleri: Sami ırkının kökeni olarak kısaca bahsettiğiniz bu grup eskiden Acemistan olarak bilinen bölgeye yerleşmiştir. Bunun öncesinde gezegensel ve galaktik mıntıkaları boyunca birçok yerde melezleşmişlerdir. Torunlarının izini sürmek güç olsa da, genel oalrak Yahudi ırkının atalarından sayılmazlar. Ayrıca Hazarlar ile de karıştırılmamalıdırlar (ki genelde karıştırılırlar). Hazarlar bu ırktan daha çok saf bir Siriuslu soyundan gelir.


  • Zeta-Draco Melezleri: Önceden 3. Tür Zetalar olarak bilinen bu kötücül grubun Dünyaya asıl geliş sebepleri insanlığı kontrol edip köleleştirmekti. Fakat bölge rekabetine girmelerini istemeyen diğer Zeta ve Draco grupları, bu ırkla savaşa girdi. Bu karanlık gruplardan her biri kendilerini Dünyanın sahibi olarak görüyordu. Durmaksızın devam eden üstünlük kavgası, bu melezlerin Dünyada yer edinememelerinin ana sebebidir.


Dipnot: Peki melek/insansı melezleri nelerdir? Melek sınıfı aşağı göksel alemlerin yedinci yoğunluğuna dahildir. Meleklerden birkaçı Dünyada enkarne olmayı kabul etmişler ve ara sıra bazı melekler doğrudan Dünyaya inerek insanlarla çiftleşmişlerdir, ancak bu durum genellikle istenmez çünkü melekler titreşimlerini düşürmenin kendilerine ve başkalarına potansiyel olarak ne kadar zarar verebileceğinin bilincindedir. Bugün dünyada enkarne olmuş neleklerin sayısı 10.000'in altındadır.


Sözde "düşmüş melekler"in büyük çoğunluğu aslında kendilerini melek oalrak tanıtan yedinci yoğunluk Siriuslularıdır. Bu varlıklar Dünyaya geldiklerinde titreşimleri düşmüştür ve sonrasında insanlığın tanrı ve tanrıçaları haline gelmişlerdir. Başmelek Lucifer aslında düşmüş bir melek değildi; sadece insanlığın düşük doğasını yargılamış ve bunun sonucu olarak da çokça keder ve acıya sebep olmuş güçlü ve yetenekli bir göksel varlıktı. Lucifer İsyanı çoğu insanın anlamakta güçlük çekeceği karmaşık bir konudur.Sal Rachele
0 views