maxresdefault (1).jpg

DNA UPGRADING PROGRAM (528 HZ)

Search

DİŞİNİN KENDİNİ KEŞFİ ERİLİN KURTULUŞUDUR

Updated: Jul 24


Toksik dişil, dokunduğu her şeyi zehirler.

Şifalanmış dişil, dokunduğu her şeyi iyileştirir ve yaratımın dayandığı destektir.

Harap edilmiş eril, dokunduğu her şeyi yıkıma uğratır.


Gelişkin eril, dokunduğu her şeyi düzeltir ve daima yeni şeyler yaratır ve kurar.

Dişil enerji şifalandırır ve destekler, eril enerji yaratır ve inşa eder.

Erkek mimardır, kadın koruyucudur.


Erkeği de kadını da hatta tüm insan doğasını da zehirleyen dişil enerjidir, çünkü şifacı dişilin zıttı bozulma ve yozlaşmadır, enfeksiyondur.


Bütün maddi yıkım eril enerjiden gelir, çünkü mimar ve yaratıcı erilin zıttı yıkıcı ve yok edici erildir.


Sistem, eril enerjinin sömürülmesine dayanır, kontrole karşı tamamiyle korunmasız ve zihnen zayıf olan dişinin her türlü saldırıya açık olan egosu kontrol altına alınır ve medya ve çeşitli kontrol organlarıyla zihinlerinde yapay ihtiyaçlar üretilir, ve üretilen o ihtiyaçları doyumsuzlukla onlara tükettirirler, dişi büyük aldatmacalar ve illüzyonlarla çökertilir, estetik algıları gelişkin ve estetiğe zaafları olduğundan türlü yapay estetik anlayışları toplumlara bir parazit gibi aşılanır, hatta genel kabul gördürülen bedensel bir takım figürler de kontrol organları tarafından tutsak altındaki egoları vasıtasıyla zihinlerinde türetilir, tek tip bir moda algısı aşılanır ve tutsak altındaki egolara zincirlenir (moda da bir kontrol organıdır), dişiler bu estetiğe zorunlu kıldırılıp hayata dair tüm istek ve arzuları daha doğmadan çökertilir, bu engellenirse tabiatındaki koruyuculuk ve şifacılık ortaya çıkacaktır.


Burada dişinin tek arzusu bu yarışın içerisinde dikkati en fazla çeken olabilmektir, bu aşı ergenlik döneminde yapılır ve dişi ergenlikten itibaren hayatı boyunca bu aşının kölesi haline gelir.


(İnsanın kimliğinin ortaya çıkmaya başladığı dönem ergenlik dönemidir, direkt saldırı altına alındığı dönem de.)


Böylece Toplumdaki tek yeri sıfatsız, barkodlu, her yıl üretilenleri tüketmek zorunda olan bir robotluk vasfıdır, aksi halde toplumdan (!) geri kalacaktır.



Yani tüm zaaflarınız dünyaya çökmüş yoz güçlerce istismar edilir.

Aynı kontrol şeklinin karşıt versiyonu erile de uygulanmaktadır.


Ve ardından dişil enerjinin tüm sıfatları elinden alınıp erilin üzerine yüklenmiştir, dişiye yapay bir sıfat biçilmiş ve bu sıfata uyması zorunlu kılınmıştır, eril enerji tahrip edilmiş ve dişil enerji sıfatsızlandırılmıştır, yalnızca tüketen ve sömüren bir konuma yerleştirilmiştir. Dişil enerji yalnızca sömürüp tüketilecek yeni ihtiyaçlar doğuran bir konumda bulunmuştur, aynı zamanda dişi bütünüyle erilin üzerine bir yük olarak bindirilmiştir.


Esasen eril enerjinin ve insan doğasının koruyucusu olan dişil enerji korunmaya ve tüketmeye muhtaç bırakılmıştır ve eril enerji, şifalanma ve korunma ihtiyacından yoksun bırakılmıştır. Dişinin, doğadaki gelişkin canlılarda her zaman koruyucu bir rolde olduğunu görebilirsiniz. Bu canlılarda dişi yuvanın temelidir ve eril ise düzeni sağlayandır.


Dişil enerji komplikasyonlarla doludur ve üstün ve pratik bir akıl gerektiren işlevlere yeterliliği yoktur.


Ayrıca antik çağlarda ve özgün kültürlerde, dişi her zaman erkeğin koruyucusu rolündeydi, hatta kimi zamanlar (çoğunlukla kadim anadolu kültürlerinde) dişi yüceltilmiş ve de üstün kılınmıştı, fakat bu durum yıkımı doğurdu ve tanrıçalık dönemleri büyük bir kıyımla sona erdi.

Günümüzde dişil enerji tüketen, eril enerji ise üreten bir konumda bulunuyor.


Asıl olması gereken ise erilin üretmesi ve dişilin temel oluşturmasıdır.

Dişi bir toprağı şifalandırır ve eril de şifalanan o toprağa tohumu atar.

Eğer ki erkek , saçma dogmalarla ve eril enerji ile hiçbir ilgisi olmayan sahte inançlarla ve yapay sorumluluklarla tahribata uğratılmış ve dişi de yozlaştırılmış ise, toprak da tohum da verimsiz olacaktır, yaratım yalnızca zehir ve yanılsamalar üzerine olacaktır.


Mustafa Kemal Atatürk pek bilinen bir sözünde şöyle demiştir; doğadaki her şey kadının eseridir.


Dişili yozlaştırırsın; eril, dişil, hatta tüm insan doğası yozlaşır.

Tüm cinsel kimliklerin yok edildiği bir dönemde yaşıyoruz, kültürler, dogmalar, feminizm gibi hiçbir temeli olmayan belirsizlik üzerine kurulmuş bir takım aldatmacalar, kimlik arayışındaki ahmaklara içi bakteri dolu üstü boya ile renklendirilmiş sahte kimlikler dağıtanlar ve o kimlikleri alan aptallar neticesinde öz kimliklerin yok edilme ve insan ırkını tamamen köleleştirme düzenine tanıklık ediyoruz.


Bunların hepsi insan ırkını kontrol etmek içindir. Fakat aynı zamanda yavaş yavaş dişinin kendini keşfettiği ve erkeğin bağımsızlaştığı dönemlere de tanıklık ediyoruz. Dişinin kendini keşfetmesi erkeğin ve doğamızın kurtuluşudur.


Eğer ki bilinçlenen canlar daha da çoğalırsa zamanla dişi öz kimliğine yeniden bürünecek ve erkek de böylece bağımsızlaşacaktır, ve birlikte doğanın yasalarına tam bir uyum içerisinde yeni bir dünya inşa olunacaktır.


Enerjisi sömürülen erkek sömürülmekten kurtulacak, doğasındaki daima yeni bir şey yaratma özgürlüğüne kavuşacak ve yeni bir dünyayı koruyucu ve şifacı dişi ile el ele yaratmaya başlayacaktır.


İnsan ırkı ego üzerinden kontrol edilmektedir, bahsettiğimiz ego alt benliktir, sahte benliktir. Süper ego ise üst benliktir, gerçek kimliktir.


Bu yüzden yazılarımda devamlı ego üzerine çağrışımlar yapmaktayım, insan ırkı egonun kontrolünden çıktığı vakit, insan ırkını yönetenler dahil her şey tam bağımsız süper insana hizmet edecektir.


Ömer Yıldız - Animus Liber kitabından

78 views
  • Instagram
  • Facebook
  • YouTube
  • Twitter
  • Pinterest
  • YouTube
  • iTunes
  • Spotify
  • Deezer
  • Amazon